Yapısı gereği üretmekten çok hazır olana yönelmiş ve düşünme yetisinden yoksun olan insanlar, çok normalmiş gibi yaşadıkları durumu aktarırken akıl veya fikir talep etmenin erdemsizliğini fark edemiyor. Garip!
29 Aralık 2020
Mizansen
Yapısı gereği üretmekten çok hazır olana yönelmiş ve düşünme yetisinden yoksun olan insanlar, çok normalmiş gibi yaşadıkları durumu aktarırken akıl veya fikir talep etmenin erdemsizliğini fark edemiyor. Garip!
11 Kasım 2020
Ofiste, toplantıda, hayatta: İnsan davranışları üzerine
1990’ların unutulmaz dizisi Seinfeld, "hiçbir şey hakkında" olmasıyla ünlüdür. Ancak bu iddiasız yaklaşımın altında, insan davranışlarını son derece isabetli bir şekilde gözlemleyen güçlü bir anlatı gizlidir. Basit bir telefon konuşması, yanlış anlaşılmış bir jest ya da ertelenen bir buluşma bile koca bir bölümün merkezine dönüşür.
Bu kadar sade bir yapıdan hâlâ bu kadar çok anlam çıkarılabiliyor olması, Seinfeld’in zamansız gözlem gücünü kanıtlar.
Dizi bize şunu hatırlatır: İş dünyasında da, ekip çalışmalarında da iletişimin temelinde insan davranışlarını anlama becerisi yatar.
Toplantılarda yaşanan yanlış anlamalar, e-postalarda hissedilen ton farklılıkları veya farklı karakterlerin aynı hedefe giderken takındığı tutumlar... Bunların her biri, bir Seinfeld bölümünden farksızdır.
Bu yönüyle Seinfeld, yalnızca bir komedi dizisi değil; iş yaşamındaki ilişkileri, iletişimi ve beklentileri anlamak için eğlenceli bir referans noktası gibidir.
Her karakter, iş hayatındaki bir arketipi temsil eder: detaylara takılan Jerry, aşırı tepkili George, spontane Kramer ve doğrudan Elaine... Bu çeşitlilik, aslında her ekipte karşımıza çıkar.
Zaman ilerlese de bu durum değişmez; çünkü teknolojiler değil, insan doğası belirleyici olandır.
İş dünyasında sürdürülebilir iletişimin, güçlü bir ekip kültürünün ve sağlıklı iş ilişkilerinin temeli de buradan geçer: insanı anlamak, onu gözlemlemek ve davranış kalıplarını fark etmek.
Seinfeld bunu yıllar önce mizahla anlatmıştı.
Biz bugün aynı dersi, farklı biçimlerde yeniden öğreniyoruz.
11 Eylül 2020
Kimlik yorgunluğu
14 Ağustos 2020
Yaz yaz yaz
Küçük bir çocuğun gülümsemesinde buluyorum kendimi; bitmeyen bir hayat enerjisi ile. Sahiden, diğer bütün güzel şeyler nerede? Sanmayın ki aramıyorum; her gözlemim, her çalışmam, her düşüncem ve her nefesimde çabalarım gizlidir… Bitmek tükenmek bilmeden.
— Cemal Süreya
14 Haziran 2020
Dijital sınav
23 Mayıs 2020
Sessiz imza
14 Nisan 2020
Kompozisyon: Fotoğrafın asıl hikayesi
Son yıllarda telefon kameraları öyle hızlı gelişiyor ki, insanlar hemen her yeni modelin büyüyen megapiksel değerlerine hayran kalıyor. Ama fotoğrafla gerçekten ilgilenenler bilir ki mesele sadece teknik özelliklerde değil; fotoğrafın ruhu bambaşkadır.
Sabit Kalfagil bu gerçeği yıllar önce çok net ifade etmişti. Ona göre kompozisyon, bir fotoğrafı ayakta tutan temel yapı taşıdır. Hatta bu konu üzerine bir kitap bile yazmıştır. Ama günümüzde çoğu kişi hâlâ bunun farkında değil; sadece işi gerçekten anlamda meslek edinmiş veya bu alana gönülden bağlı olanlar kompozisyonun önemini gerçekten kavrayabiliyor.
Ara Güler de benzer şekilde sık sık hatırlatırdı: "En iyi makine en iyi fotoğrafı çekseydi, en iyi daktiloya sahip olan da en iyi romanı yazardı."
Sosyal medyada dolaşan karelerde bu fark hemen göze çarpıyor. Bazen insanlar vurgulamak istedikleri ögeyi kadrajın içine fazla sıkıştırıyor, bazen de tam tersine gereğinden uzaklaştırıyor; fotoğrafın özünü kaybettiriyor. Oysa bakışın nereye yönlendirileceğini ustalıkla gösteren bir kompozisyon, her zaman etkili olur.
Sinemada da benzer bir mantık vardır. Anlatının odağındaki obje, çerçevenin merkezine veya bilinçli bir köşesine yerleştirilir; arka plandaki unsurlar ise onunla uyumlu bir denge oluşturur. Fotoğrafta da gereksiz genişlikler — fazla gökyüzü, boş zemin ya da kadrajı doldurmayan alanlar — izleyicinin dikkatini dağıtır. Ana öge ne kadar iyi yerleşirse, fotoğraf o kadar güçlü olur.
Özetle: fotoğrafın temeli kompozisyondur. Teknoloji ise bu temelin üzerine eklenen destek katmanıdır.
İster profesyonel bir makine kullanın, ister cep telefonu… Cihazın sunduğu imkânlar ancak doğru bakış ve kadrajla anlam kazanır. Fotoğrafı değerli kılan, tuşa basmadan önce kafanızda kurduğunuz çerçevedir. Kompozisyon doğru değilse, hiçbir teknik özellik tek başına güçlü bir fotoğraf üretemez.






